Yazilar

<< Terug naar home | Analiz Haber

Posted by Gazeteci
Sep 19, 2014

Dr. Harm Noordhod’un tarihi konuşması

HOLLANDA’LI BİR YÜKSEK ÖĞRETİM UZMANINA GÖRE AVRUPA’DA İSLAM EĞİTİMİ VE ROTTERDAM İSLAM ÜNİVERSİTESİ

Rotterdam İslami Üniversitesi kampüsünde gerçeklesen Rotterdam İslam Üniversitesi 2014 – 2015 Akademik Yılı Töreninde konuşan sayın Dr. Harm Noordhod’un tarihi konuşması

Konu: İmam eğitiminin toplum için önemi ve değeri
Dr. Harm Noordhof – Yükseköğretim Uzmanı

Saygıdeğer misafirlerimiz,

Aslında ben de statü itibari ile İslamiyet’e mukayese edebileceğimiz ve Hollanda’da on dokuzuncu yüzyıla damgasını vurmuş dini bir gelenekten gelmekteyim. Bu hatta teoloji eğitiminin noktasında da benzerlikler göstermekte. Benim büyükbabam 1880 yılında, tam yirmi yaşında iken Kampen’daki Ruhban Okulun başlamış ve yine yirmi yaşına kadar da Groningen’de çiftlikte işçi olarak çalışmıştı. Bu okul devlet desteği alan bir okul olmayıp, toplumda küçük bir Hristiyan cemaate papaz yetiştiren devlet kilisesinden ayrılmış bir kurum idi. Üyeleri toplumun alt tabakasını oluşturan oldukça Ortodoks insanlardı. Aslında, dedem çiftlikte işçi olarak balistiği için az eğitimli idi, dolayısıyla eğitimine ancak dört yıl sonra başlayabilmişti. Bu dönemde sadece ‘edebi’ dersleri takip etmesine müsaade edilmişti. Bir nevi kısaltılmış gymnasium okuması gerekiyordu ve Latince, Yunanca, Hollandaca, milli tarih gibi almıştı. Bir çiftçi olarak yedi yıllık bir okulu ödemesi maalesef mümkün değildi. Ancak, bir kilise fonu vardı ve zeki talebeler bu fondan faydalanabiliyorlardı. Bu kurulumun arkasında ise elbette düşünülmüş bir politika vardı. On dokuzuncu yüzyılın otuzlu yıllarında bu küçük kilisenin büyük devlet kilisesinden ayrılması ile birçok papaz ayrılmış ve kiliseler niteliksiz papazlar tarafından yönetilmeye başlamıştı. Bu çok da arzu edilen bir durum değildi. Süratli bir şekilde akademik eğitim almış papazların yetişmeleri ve bu kiliselerde istihdam edilmeleri gerekiyordu. Ve böylece bu teoloji fakültesi de akademik hayatına başlamış oldu.

On dokuzuncu yüzyılda ülkemizde yasayan liberal burjuvazi bu reformist muhalifler ile hiçbir alaka içinde olmak istemiyorlardı. Onlar toplumda bir tehlike olarak görülüyorlardı ve hâkim kültürü tehlikeye sokmakla suçlanıyorlardı. Liderleri hapse atılıyor ve üyeleri ise sindirilmek üzere askeri gözetim altına alınıyorlardı. Her hâlükârda direnmişler ve zamanla kendilerini kabul ettirmişler, daha doğrusu tolere edilmişlerdir.
Bu olayları hikâye etmemin ana sebebi, sizlere bu kiliselerin politikasını anlatmaktı: iyi eğitimli liderler yetiştirmek elzemdir. Evet, paraları yoktu ve onlar Hollanda toplumunun en yoksul nüfusu arasında idi, ama yine de bir teoloji üniversitesi kurmuşlardı. Sadece bu yol ile kiliselerinin geleceğini koruyabileceklerini biliyorlardı.

Bizim Rotterdam İslam Üniversitesi ile bu anlattığım tarih arasında açık paralellikler görüyorum. Eğer ülkemizde, toplumumuzda İslam’da bir yer vermek istiyorsak, entelektüel bir çerçeve oluşturmamız gerekiyor ki bu akademisyenler camilere yön verebilsinler. Toplumumuzda yer alan toplumsal tartışmalara katılabilecek sözcülere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle, üniversitemiz 1997 yılında kurulmuş ve Hollandaca bir imam eğitimi başlamıştır fakat biz daha fazlasını istiyoruz. Büyükbabamın ve onun on dokuzuncu yüzyılda gösterdiği vizyonu su şekilde IUR ’ye uygulayabiliriz: İslam’ın Batı kültürüne ekleyebileceği katkısını göstermek ve bunu yaparken de tek yönlü bir trafik oluşturmamak, yani batı kültüründende öğrenebileceğimiz şeyleri düşünerek. Diyalog kuran bir üniversite olmayı istemek ile.

Hollanda’ya ait bir imam eğitimi

Hollanda devletinin imam eğitimi konusundaki hükümet politikası 2005 yılından bu yana sürekli bu yol üzerinde oldu. Ama büyük bir fark var. Biz toplum içinde fonksiyonel olan imamlar eğitmek istiyoruz, hükümet ise imamlara Hollanda’da uyum sorununu çözme rolünü vermek istiyor. Hükümet camiler aracılığı ile radikalleşmeye karşı bir dur diyebilmeyi umuyor. Devlet bir imam eğitim programı ile bu hedefe ulaşmayı düşünüyor.

Ben ise hükümetin bu beklentisi ile İslam ilahiyat eğitim programını anlayamadığını düşünüyorum. Ben talebelerin uyum sorunlarını çözmek için okuduklarını zannetmiyorum, tam aksine bu talebeler camilerde insanlara faydalı olabilmek için üniversiteye gidiyorlar.
2005 yılına kadar Hollanda imam eğitimi hakkında konuşuldu. Komiteler raporlar yazdı ve araştırmalar yapıldı ama en az yirmi yıl sonra bir imam okulu acildi. 2005 yılında Milli Eğitim Bakanı Hollandaca bir imam eğitimi için para ayırdı ve Hollanda’daki yükseköğretim kurumları planlarını sunmak üzere davet edildiler. Üç kurum Amsterdam Açık Üniversitesi, Leiden Üniversitesi ve INHOLLAND üç kurum devlet desteği aldı.
Devlet çok umutlu idi, çünkü sonunda Hollandaca konuşan imamlar eğitilecek ve Hollanda toplumu ve kültürü hakkında bilgi sahibi eğitimli imamlar olacaktı. Şimdi, dokuz yıl ve beş milyon devlet desteği sonrasında üç kurumdan ikisi imam eğitimi durdurdu. Sadece VU üniversitesinde bir imam eğitim programı kaldı, fakat bugüne kadar bu okuldan mezun olan herhangi bir imam yok.
Dikkate değer bir sonuç değil mi? Fakat imamlar için pazar sadece büyüme göstermektedir. Sosyal ve Kültürel Planlama kurumuna göre 1998 ve 2011 yılları arasında Fas Müslümanların cami ziyareti %9’dan %33e, Türklerde is % 23’den %35’e yükselmiştir. Geçen yıl bu rakamlar yoğun olarak toplumumuzda tartışıldı. Bu yükselmelerin faktörleri farklı sebeplere dayanmaktadır. Bir kaç örnek vermek isterim: Öğrencilerin sosyoekonomik durumları (birçok kişi is ve ailelerinin yanı sıra okula gidiyorlar), imamların kötü çalışma koşulları ve imamların imajı. İmam eğitimi özellikle devlet tarafından Hollandalı kurumlarda Hollandalı yani uyum ve gayelerini destekleyen için oluşturulmuştu, yani ‘Müslümanlar için fakat Müslümanlarsiz’. Ben şahsen bu düşüncenin temel bir hata olduğunu düşünüyorum.

Çıkardığım netice şudur: Hükümet yanlış hedefler seçmiş ve böylece beş milyon Avroyu sokağa atmıştır. Benim inancım sudur ki ‘sadece kendi tabanından gelen bir eğitim programı hayat hakkına sahip olabilir’. Büyükbabamın okulu kendi kilisesi ve kökleri tarafından kurulmuş ve hala varlığını sürdürmektedir ve devlet tarafından da sübvanse edilmektedir.

Rotterdam İslam Üniversitesi imamı eğitimi
Basında ve Eğitim Bakanlığı tarafından kurumumuzdan bahis edilmemektedir. Bakan hanim INHOLLAND ve Leiden Üniversitesi’nin kapanmasından bahis ederken ‘çok şükür bir imam yetiştiren kurumumuz daha var’ diyerek Vrij Üniversitesini işaret etmektedir. Bizden ise söz etmemektedir. Sanki biz yok gibiyiz. Fakat bakiniz ki her gün gelişip, serpilen bir Hollanda imam eğitiminin çatısı altındayız bugün.

Sizlere çarpıcı fakat son derece olumlu bir iki noktadan daha söz etmek isterim:
– Eğitim dili Hollandaca
– Uluslararası akreditasyon almış
– Büyük cami dernekleri tarafından tanınan
– Öğrenci sayısı sürekli büyüyen
– İlk yıl öğrenci sayısı büyüyen: bu ​​yıl 90
– 14 etnik kökenden Hollandalı öğrenciler ki
28’i Fas asilli öğrenciler
30’u Türk asilli öğrenciler
– Şeffaf: geçen yıl Amnesty International üyeleri tarafından düzenlenen insan hakları konulu bir ders yapıldı ve müfredatın önemli bir parçasıdır.

Sevinmek ve gurur duymak için her türlü nedenimiz var: Biz bütün bunları tek bir kuruş devlet desteği olmadan elde ettik. Ama bu başarılara rağmen ne kadar dayanabiliriz ki? Hikâyemin bir sonraki kısmı bu konu ile alakalı olacak. Bu bölümde teknik ve epeyce rakam aktaracağım sizlere. Başka türlü maalesef meseleyi anlatamam. Yani sizden ricam dikkatle dinlemenizdir.

Hollanda’da Papaz Memuriyeti programlarının finansmanı

Bakanlığımızda ki Eğitim Şube ofisi tüm vaizlik eğitimleri ile ilgilenmektedir. Bunlardan en büyük gurup Protestan kökenli vaizlik eğitimidir, imam eğitimi de aslında bu bolum altında olmalıdır. Simdi sizlere imam eğitimi ile Protestan kökenli vaizlik eğitimi hakkında bilgiler aktaracağım, ben aslen Protestan olduğum için değil fakat bir takım paralellikler gördüğüm için. Burada Papazlık eğitimini atlıyorum, çünkü bu konuda elimde bir veri maalesef yok. Diğer bir sebebi ise artık toplumumuzda Papaz olmak isteyen erkek pek yok gibi. Devletin bu eğitim programlarında hem finansal hem de yapısal bir tasarrufu vardır. Her ikisini de burada işleyeceğim.

Devletin Mali Desteği

Her kim Hollanda’da bir papaz olmak isterse hükümet tarafından finanse edilen üç yıllık bir on lisans teoloji fakültesinde ve daha sonra üç yıllık bir lisans programını takip ederek bu hedefine ulaşabilir. Halkımız bu altı yıllık okulların masraflarını kendi ödemektedir. Bu ilahiyat programları var olan bazı üniversitelerin bünyesine yerleştirilmiştir: Amsterdam Protestan İlahiyat Üniversitesi ve Groningen İlahiyat Üniversitesi, Apeldoorn ve Kampen Açık Reform Kilisesi Ruhban Üniversitesi gibi. Protestan Kilisesi ile yaklaşık iki milyon üye, Kurtarılmış Reform Kilisesi yaklaşık 125 bin üyesi ile Hıristiyan Reformasyon Kilisesi 75 üyesi ile. Bu okulların talebeleri mezuniyetlerinden sonra vaizlik için başvuruda bulunabiliyorlar. Bu üniversiteler devlet tarafından finanse edilmektedirler. 2014 yılında toplam €11.000.000 gibi bir miktar verilmişti bu okullara. Bu özel bir durum değil, zira devlet öğretmen, muhasebeci, ekonomist veya hemşirelik gibi okulların da maliyetlerini karşılıyor.

Bu rakamları biraz daha açacak olursak:
– 2014 yılında Protestan İlahiyat Üniversitesi 8,5 milyon avro aldı. Web sayfalarına bakacak olursak 2012 yılında bu üniversitenin 32 birinci sınıf talebesi ​​ve toplamda 280 kayıtlı talebesi var.
– Kampen Teoloji Üniversitesi 2014 yılında 1,2 milyon avro almış ve 2012 on yeni lisans öğrencisi ve toplamda 130 öğrenci mevcut.
– Apeldoorn İlahiyat Üniversitesi 2014 yılında ve 2012 yılında 1,3 milyon Avro almış, 14 yeni lisans öğrencisi var ve yine toplamda 90 öğrencisi mevcut.

Karşılaştırıldığında: IUR’nin 2014 yılında 90 yeni lisans talebesi ve toplamda lisans talebeleri ile beraber 208 talebesi vardır. Ve biz bir kuruş devlet desteği almadık bugüne kadar! Bu sayıların doğru orantılı olarak IUR’ye 1,5 milyon Avro devlet desteği getirmesi gerektiği anlaşılıyor. IUR’nin eğitim verdiği gurup Hollanda’da 825 bin Hollandalıyı temsil etmektedir. Öğrenci sayısında ciddi bir büyüme bekleyebilirsiniz.

Bu yapısal finansmanların yani sıra devlet bazı küçük papaz okullarına da ek olarak özel katkıları vermektedir. Bu toplumların büyüklüklerine göre 260 bin Avro, 50 bin Avro hibe alırlar. Bu hibeler her beş senede yenilebilir veya sona erdirilebilir. Bu paralar bir kaç küçük kilise, Yahudi okulu ve Vrij Üniversitesi’nde İslam, Budizm ve Hinduizm için Yahudi eğitimlerine gider. Bu ise toplamda yaklaşık bir milyon avro’dur.

Kısaca bakanlığın genelde harcadığı para yaklaşık olarak 12 milyon Avro ’dur.

Devletin Yapısal yaklaşımı

Hollanda yükseköğretim dünyasında iki turlu eğitim kurumu vardır: devlet desteği alan ve devlet desteği almayan eğitim kurumları. Her iki türde akredite edilmiştir ve her iki tip kurumda uluslararası lisans ve yüksek lisans unvanı verebilmektedir. Fark ise sadece finansmandadır. Devlet tarafından finanse edilen kurumlar devletten destek alırlar ve diğerleri ise herhangi bir mali destek almazlar. Bu okulların talebeleri ise tüm bu masrafları ödemek zorundadır.

Bu meselelerin tümü Yükseköğretim ve Araştırma Yasasında (WHW) düzenlenmiştir. Devlet tarafından finanse edilen programlar bu yasanın ekinde listelenmiştir. Rotterdam Bizim İslam Üniversitesi bu yasanın ekinde bulunmadığı için devlet desteği programına dahil değildir. Bu eke dahil olmak ise yasa değişikliğini gerektirmektedir.

Bu soruyu Eğitim Bakanlığında sorduğumuzda ise cevap çok basit oldu: ‘bu mümkün değil’ dendi. Bugüne kadar yeni bir ek gündeme gelmedi. Bu devlettin oldukça statik, muhafazakâr anlayışı gösterir. Nitekim son yıllarda, Müslümanlar artık geçici değil tam aksine kalıcı vatandaşlar olarak Hollanda’nın kültürel bir parçası haline gelmişlerdir. Bu halde iken yasaya yeni bir okulun eklenmesi imkânsız olmamalıdır.
Fakat belki de ortada başka bir sorun vardır, zira WHW yasası ekine sırf son yıllarda dört kez ek yapılmıştır. Teolojik üniversiteler arasında – Protestan İlahiyat Üniversitesi, Kampen Teoloji Üniversitesi ve belirtilen Apeldoorn ilahiyat üniversitesi- 2010 yılına kadar finanse edilen üniversitelerin listede değillerdi fakat su an bu listeye eklenmiş durumdalar!

Sadece bu üç teolojik okul bu ‘dokunulmaz’ eke dâhil edilmedi. 2014 yılında yaklaşık € 5 milyon devlet destekli Humanistik Üniversitesi ’de ki biliyoruz bu dört üniversite eke alınmadan önce devlet tarafından finanse ediliyorlardı. Deyim yerinde ise devlet kendi argümanını böylece çürütmüştür.

Sonuç
Sonuç olarak söylenecek çok şey var, ama bence bir hakikat var ki onu burada zikretmek isterim: Rotterdam İslam Üniversitesi imamı eğitimi hükümet tarafından ayrımcılığa uğratılmaktadır.

Hollanda’da yasayan 850.000 Müslüman vardır ve kendilerine ait devlet destekli bir okulları yoktur. Her şeyi kendileri ödemek zorundadırlar. Bakanlığa inanacak olursak destek mümkün değildir.

Yukarıda gecen noktaları özetleyecek olursak:
– Üç Hollandalı imam eğitiminin geliştirilmesi için beş milyon vardı, fakat düşük verim aldılar;
– Bu beş milyondan sonra sadece bir imam eğitimi destek alarak devam etmekte görünüyor; Ancak, bu bir Hıristiyan üniversitesi tarafından sağlanmakta. Peki, acaba hümanistler iyi niyetli Hıristiyan profesörler tarafından yetiştirilmiş bir hümanist rahibi kabul ederlerimi?
– IUR’ye benzeyen Katolik eğitimi ve mevcut ilahiyat eğitim programları yaklaşık 12 milyon almışlardır;
– Müslüman topluluğun dörtte bir büyüklüğe sahip olmayan kiliseler, kendi programları için yıllık 2,5 milyon destek almaktadırlar.
– Müslüman topluluğun kendi içinden çıkıp gelen Hollanda’da tek gerçek imam eğitimi, bir kuruş yardımı almıyor ve buna dair bir ümit kapsıda görünmemektedir.

Benim için oldukça şok edici bir hakikat.

Bu durum karşısında iki dileğimiz var:
1. Rotterdam İslam Üniversitesi’nin WHW ek listeye kayıt edilmesi;
2. IUR için bir kalkınma finansmanı ki bu finansman ile ciddi bir araştırma programı başlatmak. Yeterli bilimsel kadro yanı sıra imamlar için bir bilimsel eğitim programı.

Bayanlar ve baylar, bugün konumuz: Hollanda toplumu için imam eğitiminin önemi ve değeri idi. Geleneksel kiliseler devlet desteği alırken 850 bin Müslüman imam eğitim programının herhangi bir devlet desteğinden mahrum kalmalarını düşünemiyorum. Mali eşitsizlik ve ayrımcılık toplumları soyutlar ve sosyal yasamın gereği değildir.

Ancak, olumsuz da bitirmek istemiyorum. Çünkü kabul edelim: Biz kendi basımıza büyük bir basari elde ettik. Ama biz daha fazlasını istiyoruz. Çünkü çok iyi bir nedenimiz var. Umuyoruz ki sayın bakan hanim ile bunu birlikte Hollanda toplumunun yararına elde edebiliriz.

Prof. Dr. Ahmed Akgunduz
Rector & President

Sep 19, 2014
blog comments powered by Disqus
Loading posts...