Yazilar

<< Terug naar home | Analiz Haber

Posted by Gazeteci
Apr 07, 2016

Hollanda’da sağduyu harekete geçti…

‘Açık toplum, barış ve refah için büyük bir şanstır’ sloganıyla hareteke geçen Hollanda sağduyusu geçtimiz hafta bir Manifesto yayınladı.
Manifesto, Hollanda’da geçen hafta ‘Sınır Ötesi’ temasıyla başlayan ‘Felsefe Ayı’ dolayısıyle, yayınlandı. Filozof ve doktor Marli Huijer’in öncülüğünde yayımlanan ‘hepimiz göçmeniz’ manifestosuna 182 bilim adamı, düşünür, yazar, politikacı ve sanatçı imza koydu.
Hollanda’daki müslümanların gönlüne bir su serpen manifesto aşağıdaki ğörüşleri savunuyor: “Avrupa bir korkunun hakimiyeti altında. Korku’nun sebebi, Avrupa’ya yönelen ve sonucu nereye uzanacağı belli olmayan bir mülteci akınıdır. Mültecilerin Avrupa sınırları dışında tutulması ve Ege Denizini geçenlerin geri gönderilmesi siyasetçiye ve vatandaşa bir nefes aldırdı. Böylece, yüksek oranda mülteninin Avrupa’ya girmesi önlenmiş oldu.
Mültecilere karşı gösterilen hoşgörüsüzlüğün bedeli ise, Avrupa ideallerine ters düşmesine rağmen, ‘açık toplumu kapalı topluma’ dönüştürmek oldu. Oysa Avrupa tarihi bize,barış ve refah’ın büyük şansının kapalı toplumda değil açık toplumda olduğunu göstermektedir. Eski Yunan’da da kapalı aşiretlerin gelenek ve sosyal özellikleriyle birlikte giderek ortadan kaybolduğu görülmektedir. Açık toplum, şahsi sorumluluğa vurgu yaparak öne geçmiştir.
Yabancı’ya karşı duyulan korku yerini dünyaya açılmak olarak bırakmıştır.
Dünyaya açılmakla, Avrupalılar, yüzyıllarca dünyayı değerlendirmişlerdir. Sadece 1500 – 1900 yılları arasında yaklaşık 40 milyon Avrupalı çeşitli nedenlerle göç etmiştir. 20. Yüzyılda 43 milyondan fazla Avrupalı, zorlanmadan bile, göç etmiştir. Bu sayı yıl bazında neredeyse yarım milyonu bulmuştur.

Göç hareketliliği üzerinde dünya çapında ülkeler veya şehirler arasında ortaklık anlaşmaları yapılmalıdır. Alman filozof Immanuel Kant, Fransız devrimi sırasına, sürdürülebilir bir barış için böyle bir ortaklık anlaşmasını önermişti. Ülkeler uzun süre birbirleriyle mücadele edemezler, ancak birbirleri arasında ortak çalışmalar için anlaşmalar yapabilirler. Böyle bir ortaklık anlaşmasının realist olup olmadığı tartışılabilir, ancak bu görüş siyaset için bir çıkış noktasıdır. Bu hem günümüz hem gelecek için gereklidir. Ütopik bir ideal değil, ancak direk siyasete yansıyabilecek bir görüştür. Kant’a göre yabancılar da misafirverperlik hakkına sahiptirler.

Mültecilerin sayılarını vererek müzakereler yapılmamalıdır. Misafirperverlik ile güvenlik ,adalet ile refah arasındaki zıtlıkların giderilmesi gerekir. Mültecileri sınır ötesinde nasıl tutabiliriz? Sorusunu değil, mültecilerle nasıl birlikte yaşayabiliriz? sorunusu soralım. Açık toplum kendiliğinden olmaz. Hoşgörü, cesaret ve merak ister. Bu sadece siyasetçi ve yöneticiler için değil aynı zaman da kanaat önderleri, gazeteciler, yazarlar için de geçerlidir. Wilders, Le Pen veya Petr’nin başarıları açık toplumun kaybettiğini göstermektedir. Ortada gerçekten bir korku var. Ancak bu demek değildir ki, biz ideallerimizi bir kenara bırakalım.
Korku çok kötü bir rehberdir. Korku için korku daha da vahimdir. Kendimizi, yeniden ahlak ile ve açık toplum düşüncesi ile yenilemeli ve çeki düzen vermeliyiz.” Manifestoya imza atan 182 akademisyen, yazar, politikacı ve sanatçının arasında eski Adalet Bakanı Ernst Hirsch Ballin, eski Amsterdam Belediye Başkanı Job Cohen, ilahiyaçı Huub Oosterhuis de yer alıyor.
Türkevi Topluluğu
Apr 07, 2016
blog comments powered by Disqus
Loading posts...